Genç İmam Hatipliler Derneği Konya İl Temsilciliği, Konya’yı Tanıttı!

//Genç İmam Hatipliler Derneği Konya İl Temsilciliği, Konya’yı Tanıttı!
Project Details

Category:

Tags:

Project Description

MEVLANA HAZRETLERI

1207 tarihinde Mevlana Hazretleri, Afganistan sınırlarında bulunan Belh şehrinde dünyaya gelmiştir. Annesi, Belh emiri Rükneddin’in kızı Münine Hatun, babası ise Muhammed Bahaeddin Veled’dir. Mevlana, Anadolu’ya göç ettiği için ve o günlerde Anadolu’da Rumlar yaşadığından “Celaleddin Rumi” yani Rum diyarındaki Celalettin lakabını aldı.

Mevlana Arapça efendimiz anlamındadır.

Hz. Mevlana hayatında iki evlilik yaşamış; ilk eşi Semerkantlı Lala Şerafettin’in kızı Gevher Hatun’un ölümünden sonra daha önce eşi vefat etmiş olan Konyalı Kerra Hatun’u zevceliğe almıştır. Yani aynı anda birden fazla kadınla evli olmamıştır. Bu davranış da onun -her ne kadar dini müsade olsa bile- tek eşliliğe verdiği önemi göstermektedir. Zaten Mesnevi’deki bir beyitinde “Kendine gel; iki sevgiliyi sevmek kötüdür” (Mesnevi, V/1465) diyerek bunu açıkça vurgular.

Hz. Mevlana babasının müdürlerinden olan Muhakkık-ı Tirmizi’ye 9 yıl süreyle müritlik etmiştir.

Bazı kaynaklarda ise Hz. Mevlana’nın öğrenimini ilerletmek için Şam’a gittiği söylenir.

Hz. Mevlana medreselerde bir süre ders vermiştir. Vermiş olduğu bu dersler Selçuklu Sultanı ve vezirler tarafından da takip edilmiştir.

1244’de Şems-i Tebrizi ile tanışmasıyla Hz. Mevlana’nın hayatı değişmiş ve sahip olduğu ilmin yanında onu bir gönül adamı yapmıştır. Hz. Mevlana, Şems-i Tebrizi ile yaptığı bu sohbetler nedeniyle çevresindekileri ihmal edince müritlerin ve halkın tepkisiyle karşılaşmıştır. Şems-i Tebrizi bunun sonucunda 1246 yılında Şam’a gitmiştir. Lakin Hz. Mevlana’nın ısrarlı daveti üzerine 9 ay gibi bir sürede Konya’ya geri dönmüştür. Şems-i Tebrizi devam eden tepkiler neticesi ile esrarengiz bir olayla ortadan kaybolmuştur.

Hz. Mevlana, Şems-i Tebrizi’nin bu olayından sonra kendisini tamamen şiire, semaya, çevresindekilere ve manevi yönden olgunlaştırmaya verdi.

Hz. Mevlana 1273 yılında Konya’da ebedi sonsuzluğa gözlerini kapanmıştır.

 

Alaeddin tepesi

Konya’nın ortasında bir tepe vardır. Adı Alaeddin tepesi. Biz Konyalılar için burası tepedir, ama dışarıdan gelen ve gözleri Anadolu yaylasının yüce dağlarına alışmış olanlar burayı pek tepe olarak görememektedirler.

Alaeddin tepesi bir höyüktür.

Yani eski çağlarda insanlar tarafından oluşturulmuş ve üzerine yerleşim yerleri kurulmuştur. Yapılan araştırmalarda bu tepenin geçmişinin bakır çağına kadarda ulaşıldığı söyleniyor.

Tarihi su depoları ve meçhul askeri anıtı da bu tepededir.

Şehri panoramik olarak gören tepe, 1950 yıllarında yeşillendirilmiştir.

Günümüzde halkın mesire yeri olarak kullandığı alanda çay bahçeleri de bulunmaktadır.

Ve Alaeddin tepesi dünyanın en büyük ışıklı kavşağı konumundaymıs. (Bir Alman’ın keşfettiği söyleniyor.)

Sille Köyü

Sille, merkeze 7 km mesafede olan Selçuklu Belediyesi’ne bağlı, tarihi 6 bin yıl öncesine dayanan çok eski bir Rum köyüdür.

Sille ismi, Yunan mitolojisindeki silen (silene) veya silenos kelimelerinden geldiği söylemektedir.

Konya’yı çevreleyen surlardan Sille’ye giden yolun açıldığı kapının adı “Sille Kapısı” diye adlandırılmıştır.

Tarihi İpek, Baharat ve Kudüs-Hac yolu üzerinde olması sebebi ile dini ve ticari merkez haline gelmiş.

Köy, yumuşak kayalara oyulmuş altmıştan fazla kiliseye sahiptir.

Hristiyanlığın ilk yıllarında havarilerden St. Paul ve arkadaşlarının Konya’ya geldikleri, dinlerini yaymaya çalıştıkları, baskılar karşısında da Sille civarındaki dağlara çekildikleri bilinmektedir.

Osmanlı döneminde de Sille’de camiler, hamamlar ve çeşmeler yaptırılmıştır. Bölgeye has halıcılık, mumculuk ve testi-çömlek yapımı gelişmiştir.

1207 tarihinde Mevlana Hazretleri, Afganistan sınırlarında bulunan Belh şehrinde dünyaya gelmiştir. Annesi, Belh emiri Rükneddin’in kızı Münine Hatun, babası ise Muhammed Bahaeddin Veled’dir. Mevlana, Anadolu’ya göç ettiği için ve o günlerde Anadolu’da Rumlar yaşadığından “Celaleddin Rumi” yani Rum diyarındaki Celalettin lakabını aldı.

Mevlana Arapça efendimiz anlamındadır.

Hz. Mevlana hayatında iki evlilik yaşamış; ilk eşi Semerkantlı Lala Şerafettin’in kızı Gevher Hatun’un ölümünden sonra daha önce eşi vefat etmiş olan Konyalı Kerra Hatun’u zevceliğe almıştır. Yani aynı anda birden fazla kadınla evli olmamıştır. Bu davranış da onun -her ne kadar dini müsade olsa bile- tek eşliliğe verdiği önemi göstermektedir. Zaten Mesnevi’deki bir beyitinde “Kendine gel; iki sevgiliyi sevmek kötüdür” (Mesnevi, V/1465) diyerek bunu açıkça vurgular.

Hz. Mevlana babasının müdürlerinden olan Muhakkık-ı Tirmizi’ye 9 yıl süreyle müritlik etmiştir.

Bazı kaynaklarda ise Hz. Mevlana’nın öğrenimini ilerletmek için Şam’a gittiği söylenir.

Hz. Mevlana medreselerde bir süre ders vermiştir. Vermiş olduğu bu dersler Selçuklu Sultanı ve vezirler tarafından da takip edilmiştir.

1244’de Şems-i Tebrizi ile tanışmasıyla Hz. Mevlana’nın hayatı değişmiş ve sahip olduğu ilmin yanında onu bir gönül adamı yapmıştır. Hz. Mevlana, Şems-i Tebrizi ile yaptığı bu sohbetler nedeniyle çevresindekileri ihmal edince müritlerin ve halkın tepkisiyle karşılaşmıştır. Şems-i Tebrizi bunun sonucunda 1246 yılında Şam’a gitmiştir. Lakin Hz. Mevlana’nın ısrarlı daveti üzerine 9 ay gibi bir sürede Konya’ya geri dönmüştür. Şems-i Tebrizi devam eden tepkiler neticesi ile esrarengiz bir olayla ortadan kaybolmuştur.

Hz. Mevlana, Şems-i Tebrizi’nin bu olayından sonra kendisini tamamen şiire, semaya, çevresindekilere ve manevi yönden olgunlaştırmaya verdi.

Hz. Mevlana 1273 yılında Konya’da ebedi sonsuzluğa gözlerini kapanmıştır.

Alaeddin tepesi

Konya’nın ortasında bir tepe vardır. Adı Alaeddin tepesi. Biz Konyalılar için burası tepedir, ama dışarıdan gelen ve gözleri Anadolu yaylasının yüce dağlarına alışmış olanlar burayı pek tepe olarak görememektedirler.

Alaeddin tepesi bir höyüktür.

Yani eski çağlarda insanlar tarafından oluşturulmuş ve üzerine yerleşim yerleri kurulmuştur. Yapılan araştırmalarda bu tepenin geçmişinin bakır çağına kadarda ulaşıldığı söyleniyor.

Tarihi su depoları ve meçhul askeri anıtı da bu tepededir.

Şehri panoramik olarak gören tepe, 1950 yıllarında yeşillendirilmiştir.

Günümüzde halkın mesire yeri olarak kullandığı alanda çay bahçeleri de bulunmaktadır.

Ve Alaeddin tepesi dünyanın en büyük ışıklı kavşağı konumundaymıs. (Bir Alman’ın keşfettiği söyleniyor.)

Sille Köyü

Sille, merkeze 7 km mesafede olan Selçuklu Belediyesi’ne bağlı, tarihi 6 bin yıl öncesine dayanan çok eski bir Rum köyüdür.

Sille ismi, Yunan mitolojisindeki silen (silene) veya silenos kelimelerinden geldiği söylemektedir.

Konya’yı çevreleyen surlardan Sille’ye giden yolun açıldığı kapının adı “Sille Kapısı” diye adlandırılmıştır.

Tarihi İpek, Baharat ve Kudüs-Hac yolu üzerinde olması sebebi ile dini ve ticari merkez haline gelmiş.

Köy, yumuşak kayalara oyulmuş altmıştan fazla kiliseye sahiptir.

Hristiyanlığın ilk yıllarında havarilerden St. Paul ve arkadaşlarının Konya’ya geldikleri, dinlerini yaymaya çalıştıkları, baskılar karşısında da Sille civarındaki dağlara çekildikleri bilinmektedir.

Osmanlı döneminde de Sille’de camiler, hamamlar ve çeşmeler yaptırılmıştır. Bölgeye has halıcılık, mumculuk ve testi-çömlek yapımı gelişmiştir.